Sıradaki Etkinlik Beykent Üniversitesi Teknoloji Günleri - Endüstri 4.0 / 2 Kasım 2020 Pazartesi, 2 Kasım 2020 14:00 Akademi 4.0 HUB Hemen Kaydol


← Geri

Akademi 4.0 Ekibi


İş Dünyasında Sanal Gerçeklik

İş Dünyasında Sanal Gerçeklik

Akıllı telefonların yaygınlaşması sayesinde, ekranlar günlük hayatımızın olmazsa olmazı haline geldi. Bu gelişmeler ışığında, iletişim devriminin hayatımızı nasıl değiştirdiğine yakından şahit oluyoruz. 2019 verilerine göre 3,5 milyar akıllı telefon kullanıcısı bulunuyor ve bu kullanıcılar günde ortalama 3 saat 43 dakikasını sosyal medyada geçiriyor.

Andy Warhol’un, “Gelecekte herkes 15 dakikalığına televizyonda ünlü olacak” sözü günümüz sosyal medyasını oldukça doğru şekilde ifade ediyor. Artık, ünlü olmak için kamerası ve mikrofonu olan basit bir akıllı telefon yeterli oluyor. Sosyal medyada insanlar istedikleri her şeyi yayınlayabiliyor, normalde hiç tanımadığı insanlar ile hayatını paylaşabiliyor ve etkileşimde bulunabiliyorlar.

Gördüğümüz Ekranların İçinde Olmak Nasıl Olurdu?

Bir kitap okuduğumuzda, o kitabın hikayesini yaşıyor gibi hissetmek ya da bir film izlediğinizde kendimizi kahramanın yerine koymak... Varlık duygusu, yani var olma duygusudur. Felsefeciler ve Teologların uzun zamandır üzerinde tartıştığı bu duygu, insanın aktif ya da pasif tetikleyiciler aracılığıyla var olmasını ifade ediyor.

Sanal Gerçekliğin Tarihsel Gelişimi

Günümüzde sanal gerçeklik olarak adlandırdığımız teknoloji, yani “ekranların içine girmek” aslında bir nevi manipülasyondur.

Sanal gerçeklik, bilgisayar ortamında oluşturulmuş 3 boyutlu görüntüleri veya 360 derece çekilmiş videoları, sanal gözlükler aracılığıyla; gerçeklik algımızı manipüle ederek içindeymiş gibi yani olduğumuz yerden farklı bir yerde bulunmayı deneyimlemek için kullanılan teknolojidir.

1999 yılında çekilen Matrix filmi ile hayatımıza girdiğini sandığımız sanal gerçeklik kavramı, 1932 yılında Aldous Huxley Cesur Yeni Dünya kitabında ilk olarak tanımlanmaya başlanmıştır. Huxley aslında, ekranlarda gördüğümüz filmlerin içine girebilseydik ve bunu yaşama imkanı bulsaydık nasıl olurdu sorusuna yanıt aramaktadır.

Sanal gerçekliğin tarihsel gelişimine bakmak gerekirse;

  • 17.yüzyılda panoramik savaş resimlerinin, savaşın içindeymiş gibi hissetmek için kullanılması, sanal gerçekliğin temeli olarak kabul edilmektedir. Özel büyüteç düzenekleri ile insanların, savaş sahnelerinin içindeymiş gibi hissetmeleri sağlandı.
  • Sanal gerçekliğin ilk kabul edilebilir örneği; 18. yüzyılda panoramik çizim metodu için, Bir Bakışta Doğa adlı eseriyle patent alan Robert Barker’ındır.
  • 1838’te, ilk sanal gerçeklik teknolojisinin altyapısı oluşturulmaya başlandı. Gözden gelen 3 boyutlu görüntüleri, beynin tek boyutlu bir görsel şeklinde oluşturması için bir araç geliştirdi.
  • Daha sonra devam eden örnekler ise, Viewmaster adı verilen ve turizmde kullanılan sanal gerçeklik uygulamalardır. Viewmaster, 360° sanal gerçeklik deneyimi yaşatmaz ama pozitif filmler üzerinden primativ sanal gerçeklik gözlüğü olarak tanımlanabilir.
  • 1920 yılında Edward Link, kendi adını verdiği Linktrainer’ı, körleme uçuşu yapmak için geliştirdi. Yaklaşık 500.000’den fazla pilot bu cihazla eğitim aldı. Gece uçuşu yapan pilotların, sadece radyo frekansları üzerinden gelen mesajlarla yönlerini bulabilmesi ile ilgili bir çalışma prensibi vardı ve elektromekanik olan ilk sanal gerçeklik cihazı olarak literatürde yer aldı.
  • 1950’lerde, görüntü yönetmeni Morton Heilig tüm duyuları harekete geçirecek kollu atari modüllerine benzeyen, Sensorama adında bir araç tasarladı. Sensorama’nın temel prensibi, kafanızı aracın içine yerleştirdiğiniz zaman; sesler, görüntüler, titreşimler ve kokular ile başka bir gerçeklik algısı içerisine girmenizi sağlıyordu. Heilig’in önemli bir özelliği de mağara adamlarının çizimlerini, analog gerçeklik olarak adlandıran ilk kişi olmasıdır.
  • 1950 ve 60’larda dönemin önemli teknolojik gelişmeleri olarak nitelendirilen cihazlar geliştirildi. Sanal gerçekliğin görüntüleme kabiliyetine sahip ilk cihaz Sutherland Ultimate Display, bunlardan biridir. Demoklesin Kılıcı adı da verilen bu icat, ağırlıklı olarak Amerikan ordusu tarafından kullanıldı.
  • 1989 yılına geldiğimizde NASA’nın, Mars ve Ay simülasyonları ile uzay mekiği simülasyonlarında, sanal gerçeklik teknolojisini aktif bir şekilde kullandığını görüyoruz.
  • 1994’te SEGA’nın Virtual Reality Headset’i, 1995’te Nintendo’nun Virtual Boy’u geliştirildi ve 1999 yılında Matrix filmi vizyona girdi. Görüntüleme teknolojisindeki gelişmeler sayesinde maliyetler düştü. 2000’li yıllarda Oculus Rift, HTC Vive ve Sony Playstation VR örnekleri ile sanal gerçeklik teknolojisinde gelişme görülmeye başlandı.
  • 2010’lu yıllara gelirken sanal gerçeklik teknolojisinde Google sokak görünümlerini 3 boyutlu hale getirdi. 2012 yılında Oculus bir startup projesi olarak başladı. 2014 yılında ise Facebook Oculus’ü satın aldı ve bununla ilgili gelecek vizyonlarını açıkladı. Böylece sanal gerçeklik teknolojisi aktif olarak hayatımıza girdi.
  • Uzun yıllar sanal gerçekliğin prototipten çıkıp hayatlarımıza girmesini bekledik. 2012 yılında Oculus’e çok fazla tutmayacak fakat oyun sektöründe kullanılacak bir cihaz gözüyle bakılıyordu. Fakat düşünüldüğü gibi olmadı, sanal gerçeklik oyun alanından çıkıp tıptan mühendisliğe, askeriyeden arkeolojiye, eğitime, hukuka, pazarlamaya kadar pek çok sektörde kullanılabiliyor.

İş Dünyasında Sanal Gerçeklik Nasıl Kullanılıyor?

Tasarımdan prototip oluşturmaya, havacılıktan gemi yapımına kadar, çok çeşitli alanlarda zaman ve maliyet açısından kâr sağlamanın yanında hataların önceden tespit edilmesi de VR ile mümkün olmaktadır.

Sağlık

Sanal gerçeklik sağlık sektöründe ciddi gelişmeler sağladı ve sanal gerçeklik gözlüklerinin ilk kullanım askeriyeden sonra tıp alanında oldu. Uzak mesafedeki doktorların, hastanın yanındaymış gibi çalışmasına sanal gerçeklik projeleri imkan sağlıyor. Cerrahlar sanal gerçeklik projeleri ile zor prosedürleri canlı olarak denemeye gerek kalmadan, VR teknolojisi ile deneyebiliyorlar.

Sanal gerçeklik aynı zamanda, hastaların hareket kabiliyetini geliştirmek için de kullanılabiliyor. VR uygulamaları ile egzersiz yapmayı, spor salonunda egzersiz yapmaktan daha faydalı görenlerin sayısı hızla artıyor.

Felç rahatsızlığı olan insanlar, VR teknolojileri sayesinde egzersiz yapabildiği gibi tekerlekli sandalye kullanımı içinde bir VR uygulaması bulunuyor. Önceki yıllarda yüksek rakamlara mâl olan sanal gerçeklik gözlüğü ve bu tür uygulamalar, günümüzde oldukça ulaşılabilir maliyetlerde satılmakta.

Fobiler genellikle kontrollü maruz kalma ile tedavi edilir ve burada hastalar bir terapist tarafından korkuları yavaşça ona hatırlatılarak tedavi edilir. VR teknolojisi fobilerin tedavisinde en iyi çözüm olarak tanımlanıyor. Çünkü her hastanın ihtiyacına göre optimize edilebilir ve doktorun muayenehanesinde ya da evde tedavi gerçekleştirilebilir. Travma sonrası stres bozukluğu uygulamalarında da VR teknolojisi kullanılmaktadır.

Sağlık çalışanları VR gözlükleri kullanıp bu teknolojiden fayda sağlayabiliyor. Düşük maliyetli ekipman ve içerikler ile tekrarlanabilir senaryolarda sağlık çalışanları eğitiliyor ve eğitim maliyetleri en aza indirgeniyor.

Robotik

Sanal gerçeklik teknolojisi Robotik alanında da tercih edilmektedir. İnsanları bir robotun kafasına ya da bir drone koltuğuna yerleştiren projeler geliştiriliyor. En bilinen kullanım alanı ise NASA’nın bilim adamlarını Mars’a yerleşmesini ve operasyonlarının sürdürülebilmesi için kullanılan versiyondur. Bu proje sayesinde, bilim insanları sanki Mars’ta bulunuyormuş gibi çalışabiliyorlar ve ofislerinden Mars simülasyonuna erişebiliyorlar.

İnşaat

İnşaat sektöründe de sanal gerçeklik kullanımı artmaya başladı. Eğer bir ürün ya da mekan tasarlayacaksanız sanal gerçeklik teknolojisinden yararlanabilirsiniz. Böylece, gerçek dünya ile tasarımcıların hayal gücü arasında köprü oluşturulabilir. Tasarımların tam ölçekte birebir hatta müşterilerin yanında sunumu gerçekleştirilebilir.

Eğitim

Eğitim alanında özellikle askeri eğitimlerde sıklıkla sanal gerçeklik kullanılmaktadır. Tank, uçak gibi araçların kullanım eğitimleri VR gözlükler ile sağlanabilmektedir. Artık trafik ve ehliyet eğitimleri ile işletmelerin oryantasyon eğitimleri VR teknolojisi ile verilebilmektedir.

Aynı şekilde okullarda da VR ile eğitimler gerçekleştirilebiliyor. Öğretmenler, Mısır piramitlerini ya da su altı canlılarını öğrencileri oradaymış gibi anlatabiliyor.


Günümüzde, gelişmiş VR teknolojisinin henüz başlangıcındayız. Küresel olarak yaşanan Covid-19 pandemisi ile beraber uzaktan süreçlerin yürütülmesi sıklıkla tercih edilmeye başlandı. Aktif bir şekilde online eğitime, çalışmaya hatta iş görüşmelerine geçildi. Yakın gelecekte, bu gelişmeler ışığında uzaktan çalışmanın sanal gerçeklik ile mümkün olacağı ön görülüyor.

Diğer İçerikler

Bize Katılın

Akademi 4.0'da içerik yayınlamak için tıklayın.