← Geri

Süreçlerin ve Fonksiyonların Dönüşümü

Süreçlerin ve Fonksiyonların Dönüşümü

İbrahim Veli

İbrahim Veli

Dönüşümde teknoloji araçtır, önemli olan bu dönüşümün süreçlere ve fonksiyonlara yansımasıdır. Bu açıdan dijital dönüşüm raporları “5 temel bileşen” üzerine odaklanmayı tavsiye ediyor: insan, veri, analiz, eylem ve sonuç! En temel belirleyici bileşen olan insan, “çalışanlar, tedarikçiler ve müşterilere erişim” olarak özetlenebilir. Çalışan, “sadece temel sorumlulukları değil, her rolün gerektirdiği kişilik, davranış ve yetenekleri içermesi” açısından dönüşüme uğramalıdır. Tedarikteki dönüşüm, “yeni kampanyalar, stok planlama ve lojistik optimizasyonunu" ve “teşvikten müşteriye yakınlık ve hizmete kayan perakende çalışma modelini" içermelidir. Müşteri ise, “ödediği karşılığında beklediğinden fazlasını ve ek yararları bedel ödemeden alan” olduğunda sadakat kazanıyor.

Belirleyici temel bileşen olarak “değerli verileri tutma” çabası, “çalışanlara, tedarikçilere ve müşterilerle etkileşimlerin" erişilebilir kayıtlarının tasnifidir. Bu tasniflerin analiz edilmesi ise; “doğru uzmanlık ve araçlarla verilere anlam verme” şeklinde fikir, model ve tahmin üretmeyi başarabilir. İnsan, veri ve analizlerle ancak “eyleme dönüştüren sağlam bir plan” yapılabilir. Şüphesiz bu plan, “becerileri, süreçleri ve dönüşümün yönetimini birlikte ele almalıdır." Çünkü beklenen “sonuç” buna bağlıdır. Ana hedef olan süreçlerin ve fonksiyonların dönüşümüyle, “ekiplerini ve kurumlarını geleceğe hazırlama ve daha iyi bir gelecek” inşası gerçekleşebilir.

Bu açıdan yöneticiler, “tüm bileşenleri anlayan ve artı değer hedefi ile hareket eden” yol haritasıyla yeniden konumlanmaya odaklanıyor. Kurumlarını ve çalışanlarını etkileyecek İş 3.0’ı algılamak için insana, işe ve iletişime yeni bir bakış geliştiriyor.  Çünkü, bu trendin “insan”a ve “iş”e bakışı tamamen farklı! İnsana bakış; “aylık maaş sistemleri, hiyerarşik yapılar, iç süreçler, sabit iş gücü gibi tek tipleşmiş fonksiyonlara” yer vermiyor ve insanı odağa alan çalışan deneyimi tasarımları” ile yeni yaklaşımlar oluşturuyor. Her kurumun kendi çalışan kitlesine, çalışan ihtiyaçlarına göre kendine özgü çalışma sistemini kurmasını tavsiye ediyor. İş bakışı ise; tedarikçiler, çalışanlarla ilişkiler ve operasyonları bir “ekosistem” marifetiyle çözüme kavuşturmayı önceliyor.

Beklenen dönüşüm, “teknolojinin gelişimiyle yenilikçi stratejileri hızlandırmak ve işletmeyi gelecekteki büyüme için konumlandırma” çabası olarak önem taşıyor. Burada kritik nokta; “kurumlar işe katma değer kazandırırken, daha düşük finansal harcama için stratejik maliyet optimizasyonu”na yönelmesidir. Böylelikle; “iş hedeflerine uygunluk, maliyet, işlevsellik, ölçeklenebilirlik ve entegrasyon” gibi kurumlara etkinlik ve verimlilik sağlayan adımlar atılıyor.

Teknolojik dönüşümün süreçlere ve fonksiyonlara yansıması, insan ve iş yaklaşımındaki trendler, “işle ilgili süreçleri değil; takım çalışmasını ve iletişimi desteklemek amacıyla sosyalleşmeyi” de ön plana çıkarıyor. Çalışma ortamını çekici kılmak ve çalışanın performansını artırıcı hamleler yapmak hedeflerin yakalanması için hassas alanlar oluyor. Bunun için hibrit yaklaşımları kolaylaştıran politikalar ve süreçler oluşturmak için birimlerin birlikte çalışması önem kazanıyor. Birlikte çalışma arttıkça, özellikle “lider iletişimi, marka yönetimi, katılım, çeşitlilik ve kontrol konuları daha çok değerleniyor. Bilgi, somut yeteneklere dönüştükçe teknolojik dönüşüm de insanı ve yetkinliklerini yeniden ilk sıraya alıyor.

Paylaş